Paylaştıkça çoğalmak için..

Paylaştıkça çoğalmak için..

Paylaşmak güzeldir, paylaşmayı bilmek daha da güzeldir...

Beyoğlu gezmelerine devam!

8/1/2007
Kategori: gezelim_gorelim

Balık pazarındayız yine!

Bu kez adı üstünde balık konumuz... Ama öyle semt pazarlarında gördüğünüz türden değil burada balıklar... Pazara gittiğimde gördüklerime inanamıyorum...

Şimdi çok bilmişlik yapayım biraz... Şu bir boy adına Lüfer dediğimiz balık türlü evrelerden geçer... Her boyunun bir adı vardır...

Defne ya da Yarpak denen boyu vardır ilk önce... en küçük hali... adı üstünde defne yaprağı kadar!  Ardından Çinakop! Bir boy büyüğü Sarıkanat! Daha sonra Lüfer!

Bu Sarıkanat’ın ve Lüfer’in çok güzel ızgarası olur! Tam mangallıklar anlayacğınız! Sonunda sağ kalıp da bir büyürse Lüfer son boyu olan Kofana’ya ulaşır! Kofana'da balığın artık oldukça yağlı ve büyük hali olduğundan en güzel pişirilme yöntemi buğulamadır!

Şimdi gelelim semt pazarlarına... Bir bakıyorum tezgahlarda defneler... Yazık çok yazık! Nasıl da katletmişler güzelim balık sürülerini... Hiçbir anlamı yok ki o boyda balıkları tezgahta satmanın... Üstelik balık nesline de yazık oluyor! Bir de bu boyları dene değil de hiç utanmadan “çinakop” diye satıyorlar! Bilinçsiz insanlarımız da bu balıkları yalnızca balık yemek adına alıyorlar! Zamanla da “bu nasıl balık yahu” diyerek balık yemekten de soğuyorlar!

İşte ben de arada bir balıkların gerçek hallerini görmek için (alamasanız da en azından görmek için) balık pazarına giderim!

Çocukluğumda artık yemekten bıktığım bir balık türü vardır ki şimdi ancak tezgâhlarda seyredebiliyorum kendisini... Kalkan! Ah ah annem ne çok da Kalkan yapardır! Biz de burun kıvırırdık! Bileydim bu kadar özleyeceğimi hiç burun kıvırarak yermiydim! Çok pişmanım çok! Eskiden İstanbul’da nerdeyse tüm balıkçı tezgâhlarında Kalkan bulabilirdiniz! Oysa şimdi o kadar az çıkıyor ki... Kilosu işte resimde de görüldüğü gibi 52 YTL!

Sardalyelere gelince:

Tuzlu sardalye vazgeçilemez bir tattır!

Şimdi de gelelim Çiroz’a! Bu Çiroz denen şey islenip ipe dizilerek güneşte kurutulan bir balıktır! Balıktır da ne balığıdır? Aslı Uskumru’dur! Amma zamanla İstanbul sularında Uskumru’nun  da soyu tükenme aşamasına gelince Uskumru’nun yakın akrabası Kolyos’dan da yapılmaya başlandı! Babamın çok geniş bir mutfak ve içki kültürü olduğundan ben de kendimi bildim bileli Çiroz’la tanışığım!

Bu Çiroz benim için öyle bir tattı ki çocuğumda; tüm tatların önünde idi... Çocuklar tatlı sever değil mi? Ben ise tam tersi kardeşlerim çikolata yemenin yolunu ararken, babamın çirozlarını aşırma derdine düşerdim! Mutfak duvarında ipe dizli olarak asılmış çirozlarda idi ben gözüm... Kedimiz bile benim kadar düşkün değildi eminim çirozlara...Kaptığım gibi çirozu kemirmeye başlardım! Onu öyle yemenin tadını hiçbir şeyde bulamazdım... babam akşam eve geldiğinde ağlamaklı bakardı duvardaki tek tük çirozlara! Çiroz tabii ki benim yaptığım gibi kemirilerek yenmezdi... Önce bir sac üzerinde hafifçe ısıtılır... Bu ısıtmanın sonucunda kuru etler kılçıktan ayrılır! Ayrılan etler bir tabağa alınır... Üzerine güzelce sızma ve sirke ile sos yapılır... Dereotu olmazsa olmazdır üstüne!

Oh! Afiyet olsun! Rakısız yenirse eğer zıkkım olsun!

 

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
6 yorum yazilmistir

2007-01-11 16:11:41 - Balık sevdası...

Yazan: ulumavi
Ben de bir balıkseverim ama sizin balık kültürünüze hayran kaldım. Yazınızı bir nefeste okudum. Ben Isparta'lıyım. Orada hangisi bilmiyorum bir tatlısu balığın tuzlaması yapılırdı. Kurma Balık denirdi. Kemire kemire kılçıkları ayıklanarak yenirdi. Ben de o tadı unutamıyorum. Kurma balık deyince kendimden geçtim yine kim bilir bir daha ne zaman yiyebileceğim ama söylediğiniz gibi bizden sonrakilerin bizim kadar bol ve çeşitli balık yiyemiyecek olmaları üzücü.
Balığı yemeyi sevmekle birlikte çok fazla çeşit bildiğim söylenemez. Ama çocukluğumdan beri hamsiye bayılırım. Şimdi de dolabımda ayıklanıp hazırlanmış 1 poşet hamsi 2 poşet levrek hazır bekliyor. En azından haftada bir iki gün balık yemeye ve yedirmeye çalışıyorum. Bizim ufaklığın gelişimi için buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Allahtan çok severek de yiyor balığı...

İnanmıyacaksınız sabahtan balık üretim çiftlikleri ile ilgili bir toplantıya katıldım. Öğlene kadar içmesuyu kaynaklarındaki balık üretim tesisleri ile cebelleştikten sonra balığı tabakta düşündürdüğünüz için teşekkürler.

Düzenleyen ulumavi gün: 11/1/2007 saat: 16:17
Bağlanti :: ::

2007-01-11 07:45:50 - Merhaba...

Yazan: izmirim
Ahh ,ahh,beni tam can evimden vurdun arkadaşım.İzmirli olarak,balıkla yoğrulmuş,balıkla büyütülmüş kuşak olarak,yazının içine düştüm adeta.İçim sızlayarak okudum bir yandan da.Çünkü artık bol balık bulup,afiyetle yeme sadece bizim kuşağa nasipmiş,şimdi yavrularımız ne yazık ki bu bolluğu yaşayamıyor.Her İzmir'e gittiğimde ilk yaptığım iş balıkçılara atmak olur kendimi.Ama hep hayal kırıklığıyla dönerim eski bolluğu,eski ucuzluğu bulamadığım için.Bu gidişle bugünleri de arayacağız ,korkarım ki:((
Bağlanti :: ::

2007-01-11 00:41:06 - balik dedin de

Yazan: mitsuko
ben Ankara buyudum ..bizler icin yakin derdede tutulan sazanbaligi vardi kilcigi bol .. sonra hamsi uskumru palamut ..buraya geldigimde balik isimlerini dah iyi ogreniroldum ..bazilarinin Turkce isimlerini bile hatirlamiyorum ..tabi biz cig de yeriz.ama cerezliklkerin de tadi guzeldir ..baligin kurutulmus olanini ozellikle kucuk olanini kemigi ile birlikte yeriz ... ve kurutulmus balik corba suyu cikarmak icin de kullanilir
Bağlanti :: ::

2007-01-09 03:57:09 - selam

Yazan: yumak
Şimdi nasıl canım çekti bu balıkları görünce anlatamam. Allahtan hamile falan değilim de yoksa yanmıştınız ablacım. Özellikle lakerdaya bayılırım zaten. Bizim ailede denizden babam çıksa yerim sözü çok denir. Hoş her ne kadar 25 yaşından sonra balık yemeye başladıysam da şimdi daha önceleri neden yemedim diye kızıyorum kendime. Ama çok tuhaf bir huyum da var aslında balık yerken yanında mutlaka tahin helvası da yiyorum ve rakısız olmaz tabii. Biz şimdi resimlerden idare edelim ama yolum o taraflara düşerse mutlaka alacağım.
Bağlanti :: ::

2007-01-08 16:03:42 - slm,

Yazan: didems
canım arkadaşım ben hiç kusurun bakarmıyım merak etme öle alınganlıklarım yoktur benim.yeterki gönüller bir olsun.
o kadar güzel anlatmışsın ki lüferi ve kalkanı inan büyük bir keyifle okudum.bende senin gibi çocukluğumda bol bol kalkan yiyip hatta bana niye hamsi almıyorsunuz ben en çok onu seviyorum diye kafa tutardımannemlere.ahh ahh keşke kafa tutmayaymışım şimdi senede 1 zor yiyoruz.zaten antalyada tazesi olmazda .ahh hele çirozla beraber sarıkanat ve güzel bir rakı masasına nasıl hayır denir dimi.bu kadar ağzımı sulandırmışken birde üzerine kokereç gördüm tam istanbul krizim tuttuuu.
sevgilerimle
Bağlanti :: ::

2007-01-08 15:55:28 - Afiyet bal şeker olsun...

Yazan: nazarlik
Her şey de olduğu gibi, balık kültürüne de hayran kaldım, mütevaziliği kimselere vermezsin, sen haklı ol bakalım...
Benim balık kültürüm seninkinin yanında sıfırdır. Zaten denizden uzağız, bir de bizim anemize balık dokunurdu, hala da dokunur, kokusu bile hasta eder, ama biz balığı çok severiz, ben çocukken abim balık alırdı bende buğulama yapardım, şimdi hatırlıyorum da çok kötü bir şey olurdu , ama biz bayılarak yerdik.. Hala balık sevdamız sürüyor, ama bizde çok çeşit yokttur, varsa yoksa "hamsi"... farklı balıklar yediğimiz de olur, ama hamsiyi tutmaz, karasal bir aile olduğumuz düşünürse bizde balık düşkünü sayılabiliriz...
Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »