![]()
![]()
Akşamları ne yapıyorum ben? Hiç gizlim saklım yok... Herkes bir şekilde utanıyor artık şu tümceyi kurmaktan...
“Televizyon izliyorum... Ama tartışma ve de belgesel programları...”
Ben dürüstçe söylüyorum ki balkon antenimle ulaşabildiğim birkaç ulusal kanalı izliyorum...
Gün içinde haber kaynağım benimle neredeyse tamamen ters köşe olan iki kanaldır... CNNTÜRK ve de NTV... CNN’in Türk’ü de olur muymuş demiştik ilk zamanlar... Olmayacağını da kısa süre içinde çözmüş olduk...
Adını Nergis Holding’in N’sinden alan NTV ne yazık ki Türk halkına ENTİVİ olarak yedirildi... NETEVE demek varken ENTİVİ adını bize bahşeden bu haber(!) kanalının da nerden güdümlü olduğunu böylece çözmek durumda kaldık...
Amacım şimdi oturup da sizin kafanızı hangi kanalın hangi amaca hizmet ettiğini sorgulamak için yormak değil...
Haberleri geçtik... Onlar nasıl haber veriyorlarsa ben kendimce çeviri yapıyorum... Beynimden süzerek alıyorum... Böylece de kendi doğrularıma ulaşıyorum... Ulaşamayanlara kolay gelsin... Hepsi bir tehlike olarak aramızda dolaşıyor ne yazık ki..
Bu kanallar bir konuyu gündeme getirmek istesin anında düğmeye basılmış gibi gündemi ters yüz edebilme gücüne sahipler...
Geçen gün aynı anda tam gaz “Trabzon’da neler oluyor?” diyerek oturumlar yapan ve de tüm Trabzon halkını terörün günah keçisi gösterenler kimler?
Neden “Diyarbakır’da neler oluyor” demezler acep?
Neyse geçtik haber kanalları..
Dizil kanalları arasında sinemanın verdiği hazzı bana yaşatan kanal doğaldır ki CNBC-E...
Bu kanalda yayınlanan ne varsa eleştiririm de ama içim sine sine de izlerim..
Ama damarlarımda dolaşan kan kendi dilimi arar durur... İzlemek zorundayım, izlemeliyim Türk dizilerini... Hepsini süzer süzer öyle izlerim.. Beğenerek izlediklerimi de herkesle paylaşırım... Baştan çizdiklerim Güneydoğulu ve töreli dizilerdir... Hiç almayayım, alana da engel olmayayım... Bu da ayrı bir yazı konusu... Sanki Tüm Türkiye Güneydoğu sanırsınız bu dizileri izlerken... Karadeniz’de İbrahim Tatlıses dinlemek ne kadar anlamsızsa Türk halkının Güneydoğu kültürünü bu kadar izlemesi de anlamsız bence... Koskoca bir Türkiye var! Gözünün bebeğini sevdiğim ülkem... Akdeniz’in, Egen, Trakyan, Karadenizin, Marmaran..
Ilgaz var , Torosların, Kaçkarların var senin... Buram buram Türk kokan havayı neden duyurmazlar bana da habire habire Güneydoğu?
Kafayı yine bi yerlere taktım besbelli... Dedim ya yazının başına “akşamları ne yapıyorum ben”
Bilgisayara dokunmak olanaksız olduğundan çocuklardan dolayı genellikle televizyon karşısında oluyorum... Gece oldu mu anca gazete okurum... Kitap okumam için sessizlik aradığımdan evin en kalabalık olduğu akşam saatlerinde kitap okuyamam... Üstelik arada kalk çay koy, meyve getir, çocuklara laf yetiştir kitap okumalarında zor oluyorJ Belgesel bulursam gerçekten atlarım o kanala...
Ama dedim ya Türkçe dizi izlemek de ayrı bir dinlenme ve de kendimi dinleme aracım oluyor... Konum “Ihlamurlar Atında “ve de başka birkaç dizi..
Bu dizi başlarken büyük hayaller kurmuştum... Jenerik harika görünüyordu... Yazlık sinemalarımızın bahçesine giriyorduk... Bu yüzden mi nedir beklentiler çok büyük oldu.. Yanlış olan da buydu belki... Hem eskinin güzelliğini hem de yenin hızlanmış teknolojisini birlikte istemek.. Zor bir denklem... Bu diziyi yapanlar da ne yazık ki eski günlere özlemimizin ne anlama geldiğini yanlış anlamışlar.. Yahu çatladım... Filiz hamile ve üç bölümdür mü nedir hâlâ Yılmaz’a söyleyemedi... Nedir yahu? Şu kadar tümce:
-Yılmaz ben hamileyim!
Eğer adamsanız arkasından getirebilirsiziz senaryoyu...
Bir CNBC-E dizisinin yalnızca bir bölümde tüm Türk dizlerinin bir sezon boyunca kullanacağı konular var... Adamlar öyle hızlı düşünüyorlar ki... Tam soruna odaklanırken yanıt pat diye geliyor... Hiçbir sahne olmadı ki ben önceden hissedeyim... Zevk alıyorum o anlarda nasıl da...
Ama bizim dizlerde kim iyidir, kim kötüdür... Beş bölüm sonra bu adam ne haltlar karıştıracaktır biliriz... Bile bile de izleriz... Bence Türk halkına artık bu tür diziler yapılmamalı... Senaryolar artık daha gerçekçi tekniklerle kaleme alınmalı... Adam gibi senaristler iş başına gelmeli... Biliyorum ki ülkemizde çok iyi senaristler var ama “halk bunu istiyor “ diyen bir kafa var ya bu ülkede... Tüm bu adamları bulup geldikleri yere göndereceksin... Bakın reklamlara... Çoğu ülkenin reklamlarından güzeldir bizim reklamlarımız... Geçen yıl İstanbulModern’de Avrupa Reklam filmlerinden seçmelerin bir gösterimine gitmiştim... Ağzım açık kalmıştı... 70'li yıllardaki reklam filmlerine benziyordu hepsi neredeyse... Bu mu Avrupa? Demiştim... Bizim reklam filmlerimizi yapanlar inanın dizilere bir el atsalar çağ atlarız çağ! Bize artık bizim hızımızı artıracak yatırımlar gerek... Ama sanki biz geri zekalı bir toplummuşuz dayatması yapıyorlar besbelli bu dizileri yazanlar, yapanlar... Bunların talepçisi de televizyon kuruluşları doğal olarak... Bize bunu yap getir diyorlar besbelli... Kadın programlarına dekor olarak kullandıkları kadınlara ve de seçtikleri konuklara bakınca bizi gerçekten geri zekalı olarak addettiklerini anlamamak olası mı? Bulmuş bi söz; habire dönüp dolaşıp bun söylüyor! “İzlemek istemiyorsan değiştir kanalı!”
Ulan! Hangi birinizi izlemeyeyim... Ülkedeki tüm ulusal yayın frekanslarını elinize geçirmişsiniz... Bir adama gibi adam çıkıp da kanal açmak istese tüm frekanslar elinizde... Tam bir tekel olmuşsunuz.... Neyse daha sayıp sıralamayayım....
Durum budur ay halkım! Dört bir yandan sarılmışız... Konun büyüğü küçüğü yok... Bir konunun ucundan tuttunuz mu arkasındaki sorunlar zincir gibi geliyor... Bir bakıyorsunuz ki hepsi bileşik kaplar örneği aynı sorun...
Birileri bizi fena halde gözetliyor.... Yalnızca gözetleseler neler neler yapıyorlar!